Küçük Deneyler Büyük Faydalar
Küçük Deneyler Büyük Faydalar
Bilim, hayatımızın merkezinde bulunan ve çok geniş kapsamı olan bir kavram. Her ne kadar çoğunuz bilimin sadece laboratuvarlarda yapılan deneyler olduğunu düşünse de bilim hepimizin günlük hayatını etkiliyor. Her sabah sofralarımıza gelen gıdaların güvenilir olmasından hastalıkların tedavisine kadar birçok alan bilimle iç içe. Kaçınılmaz olan ise bilimin varlığı. Ben de bir moleküler biyoloji ve genetik öğrencisi olarak bu yaz bilime biraz da olsun katkı sağlamak adına bir araştırmanın parçası oldum. Southampton Üniversitesi’nde yaptığım bu yaz stajımda bilimin topluma nasıl dokunduğuna yakından şahit oldum.
Benim stajım “alternative splicing” olarak bilinen, genlerin farklı şekillerde okunarak farklı proteinlerin üretilmesine dayanan bir konu üzerineydi. Hücre iskeletinde bulunan aktin ve tübilin proteinlerinin kaslarda, beyinde ve diğer birçok yerde nasıl farklı ifade edildiğini görmeye çalıştım. Bu farklı ifade şekilleri sonucunda birbirinden ne kadar farklı proteinlerin üretildiğini inceledim. Bu anlattıklarımın kulağa fazlasıyla akademik geldiğinin farkındayım. Aslında bunu birçok kişinin aynı anda tek bir tarifi kullanarak kek yapmaya çalıştığında ortaya çıkacak keklerin birbirinden farklı olması gibi düşünebilirsiniz. Peki, bunun toplum için ne anlamı var? İşin özü insanlığa fayda sağlamak. Benim stajım özel olarak demans ya da Alzheimer gibi hastalıkların nedenlerinin anlaşılmasına yardımcı oluyorken başka bir laboratuvarda yürütülen benzer çalışmalar başka hastalıkları inceliyor, onlara çözüm arıyor. İşin özünde bilim, hayatınıza cevaplar sunuyor. Sizlerse onu bu cevaplarla hayatınızın vazgeçilmez bir parçası yapmış oluyorsunuz.
Bu şekilde insan hayatına katkı odaklı değişim ve gelişim geçiren bilim, topluma dönük bir hale geldi. Sadece hastalıkların tedavisinde değil, çevre sorunlarının çözümünde ve başlıca teknolojinin gelişiminde önemli bir rol oynuyor. Böylelikle gündelik hayata inen bilim toplumla el ele ilerliyor. Yani bilimin hedefi sadece yeni bilgi bulmak değil, bu bilgileri toplumun iyiliği ve esenliği için kullanmak. Bu yazıyı okuyabilmenizi sağlayan bilime ve bilim insanlarına bir kez daha teşekkür ediyor, bilimin salt bilim yapmak için değil nihayetinde toplum için olduğunu belirterek yazımı noktalamak istiyorum.
İlayda Turhan
Bilkent Üniversitesi/ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü